American Psycho (2000)

     Bret Easton Ellis tarafından yazılan aynı isimli kitaptan uyarlanan Mary Harron’ın yönetmenliğini yaptığı ‘Amerikan Sapığı’ bir suç ve gerilim filmidir. Patrick Bateman (Christian Bale) Wall Street’te zengin bir iş adamıdır. Hayatta en çok başarıyı seven Patrick, her zaman en iyisi olmayı kafasına takmış durumdadır. Günlük hayatının yanı sıra Patrick’in karşı koyamadığı bir öldürme arzusu vardır. İş arkadaşlarından Paul Allen’ı (Jared Leto) öldürdükten sonra Dedektif Kimball (Willem Dafoe) Patrick’i sorgulamaya başlar.

Not: Yazının devamı filmin sürpriz gelişmlerini ele vermektedir.
(daha&helliip;)

Share

Don’t Look Now (1973) – İlk ve Son Sahneler

     İki saattir izlediğiniz her şeyin son on dakika içinde anlam kazandığı filmler vardır. En bilinen örneklerden: The Sixth Sense, Usual Suspects, Memento, Oldboy… Bu tür filmler başı sonu belli olan lineer bir yol izlemek yerine, sonlarını filmin içinde bulunan ama izleyicinin farkına varmadığı (hatta varamayacağı) bir öğeye bağlayarak kapalı bir şekil çizmeyi tercih ederler. Genelde bu tür filmlere Türkçe’de ‘sürpriz sonlu film’ denilir ve sonları ile izleyiciyi şaşkına çevirirler, ona “Ben bunu nasıl göremedim?!”, “Ben aptal mıyım?” gibisinden sorular sordurturlar. Nicolas Roeg’un yönettiği psikolojik gerilim klasiği ‘Don’t Look Now’ her ne kadar sözü geçen ‘sürpriz sonlu film’ kategorisine sokulsa da aslında bunun böyle olmadığını, filmin ilk ve özellikle son sahnesini inceleyerek görebiliriz.

Not: Yazının devamı filmin sürpriz gelişmelerini ele vermektedir. (daha&helliip;)

Share

Geçmişin Gölgesi Üzerine Bir Film: Caché

Yazan – Yöneten: Michael Haneke
Yapım: Fransa, Avusturya, Almanya, İtalya
Süre: 117 dk.
Tür: Dram, Gerilim
Caché, öteki kavramı, yabancılaşma, sınıf çatışması, ırkçılık gibi unsurların iç içe geçerek aynı nehre kavuştuğu bir film.

Filmin hikayesi şöyle ki:
Karısıyla birlikte mutlu ve huzurlu bir hayat süren Georges, bir televizyon kanalında çalışmaktadır. Bu sıradan yaşamı bir gün kim tarafından gönderildiği belli olmayan bir paketle kabusa dönmek üzeredir. Paketten çıkan kaset Georges ve ailesinin gizlice çekilen görüntülerinden oluşmaktadır. Ardı arkası kesilmeyen bu paketler zamanla daha da gizemli hale gelmeye başlar, Georges’u geçmişiyle yüzleşmek zorunda bırakırlar.“ (unutulmazfilmler.com)

     Caché sabit bir görüntü ile açılır. İki dakikayı aşkın bir süre ekranda kalan bu görüntünün üzerine jenerik yansır. Ardından ise ekran bulanıklaşır; kayıt akışıyla oynanmaktadır:

Not: Yazının devamı filmin sürpriz gelişmelerini ele vermektedir.

(daha&helliip;)

Share

Soğuk Kış Günlerinde İçinizi Isıtacak Bir Film: Me and Earl and the Dying Girl

     Etkileyici bulduğumuz ve kaçırılmaması gerektiğini düşündüğümüz filmler aslında çok kaliteli veya sağlam yapımlar değil bana sorarsanız. İçinde kendimizden ufak parçalar bulmamız sonucu kalbimize dokunan bir film “izlenmesi tavsiye edilenler” listemize ekleniverir, hatta favori filmlerimiz arasında iddialı bir yer alabilir. “Me and Earl and Dying Girl” benim için böyle bir film; sağlam bir senaryosu, karakterlerin derinliği ve harika görselliği olduğunu söyleyemeyeceğim ama kendi içinde yakaladığı uyum ile sizi tahmin etmediğiniz kadar derinden etkileyebilecek, seyri fazlasıyla keyifli bir film.  (daha&helliip;)

Share

Mr. Nobody (2009)

    “Unutuluş melekleri, işaret parmaklarını dudaklarımıza götürür ve dudaklarımızın üstünde bir çukur bırakarak bu dünyaya gelmeden önce olduğumuz yerde gördüklerimizi hatırlamamamız ve söylemememiz için mühürlerler.

Ama beni mühürlemeyi unuttular…”


İşte karakterimiz Mr. Nobody’nin hikayesi bu sözlerle başlıyor.

     Belçikalı yönetmen Jaco Van Dormael’in yazıp yönettiği, oyuncu kadrosunda Jared Leto (Nemo Nobody), Diane Kruger (Anna), Sarah Polley (Elise), Linh Dan Pham (Jean), ve Rhys Ifans (Father Nemo) gibi isimleri barındıran yapım 2009 yılında vizyona girdi. Oldukça iyi eleştiriler almasının yanında Sitges Uluslararası Film Festivali, Stockholm Film Festivali ve Venedik Film Festivali gibi Avrupa’nın önemli festivallerinden birçok dalda ödül aldı.

Not: Yazının devamı filmin sürpriz gelişmelerini ele vermektedir.

(daha&helliip;)

Share

Tim Burton & Cristopher Nolan: Bir Batman Başlangıç Hikayesi

     DC Comics’in 1939 senesinde çizer Bob Kane (1915-1998) tarafından yarattığı Batman karakteri kısa sürede çizgi roman dünyasının en önemli karakterlerinden biri haline gelmeyi başarmıştı. 1943 ve 1966 senelerindeki sinema maceralarının ardından yapımcılar geniş bir hayran kitlesine sahip olan Batman’i yeniden beyazperdeye taşımak için kolları sıvadı. Dört seriden oluşacak filmin ilki 1989 yılında vizyona girdi. “Batman” ismiyle vizyona giren filmin Batman rolünde daha çok komedi filmlerinde görmeye alışık olduğumuz Michael Keaton, Joker rolünde ise Jack Nicholson yer alıyor, yönetmenlik koltuğunda ise “Beetlejuice” filmiyle beğeni toplamış Tim Burton oturuyordu. Serinin ikinci filmi Batman Returns’den sonra Tim Burton yerini  Joel Schumacher’a bıraktı, fakat serinin ilki dışında diğer filmler eleştirmenlerden tarafından geçer not alamadı. Batman filminden 16 yıl sonra, bu kez Dark Knight adı altında yeni bir seriye girişildi. Seri üç filmden oluşacaktı ve bu kez yönetmen koltuğunda Cristopher Nolan oturuyordu. Serinin ilk filmi Batman Begins 2005 yılında vizyona girdi. Film bünyesinde Michael Caine, Morgan Freeman, Gary Oldman, Liam Neeson, Katie Holmes gibi oyuncuları barındırıyordu ve Batman/Bruce Wayne rolünde ise bu sefer kamera karşısına Christian Bale geçmişti. Film, eleştirmenler tarafından geçer not aldı ve IMDB’de 8.3 gibi iyi bir puana sahip oldu. (daha&helliip;)

Share