Short Term 12 (2013)

     Biz “yaşamak” isterken, buralarda “hayatta kalmaya” çalışan insanlar var, kimi zaman hayatta kalmak dahi istemeyen insanlar. Kafasının içinde paylaşamadığı, paylaşmaya korktuğu onca düşünce içinde boğulurken, gerçekler ona nefes aldırmayacak kadar acı verirken “onu yaşamaya devam etmeye zorlayan nedir?” diye düşündürüyor ‘Short Term 12’. Eğer onun yerinde ben olsam katlanamazdım derken görüyoruz ki hepimizi hayatta tutan veya yaşatan şey özünde aynı. Hepimizin tüm çirkinlikler içinde hayattan, diğer insanlardan beklediği tek şey sevgi… Devamını Oku

Share

Marslı (2015) ve Popüler Bilimin Limitleri

     Marslı, 2015’in Eylül ayında gösterime gireli üzerinden epey zaman geçti. En son Altın Küre Ödülleri’nde “en iyi komedi/müzikal filmi” ödülünü alması ve Oscar ödüllerinde “en iyi film” adaylarından biri olmasıyla tekrar gündeme gelmiş olsa da, herhangi bir ödülü hedeflemeyip güncel bir ‘best-seller’ın film uyarlaması olarak üzerine yazılabilecek her şey çoktan yazılmış durumda. Zaten bu yazının amacı da sıradan bir ‘Marslı’ eleştirisi yapmak değil, ‘Marslı’ ve benzer bilimkurgu filmleri üzerinden eskiden beri süregelen ya da son zamanlarda ortaya çıkmış birtakım trendleri incelemek ve özellikle bilimkurgu sinemasında “limitler” üzerine fikir yürütmek. Biraz belirsiz mi oldu? O zaman birkaç basit örnek vererek başlayalım. Devamını Oku

Share

American Psycho (2000)

     Bret Easton Ellis tarafından yazılan aynı isimli kitaptan uyarlanan Mary Harron’ın yönetmenliğini yaptığı ‘Amerikan Sapığı’ bir suç ve gerilim filmidir. Patrick Bateman (Christian Bale) Wall Street’te zengin bir iş adamıdır. Hayatta en çok başarıyı seven Patrick, her zaman en iyisi olmayı kafasına takmış durumdadır. Günlük hayatının yanı sıra Patrick’in karşı koyamadığı bir öldürme arzusu vardır. İş arkadaşlarından Paul Allen’ı (Jared Leto) öldürdükten sonra Dedektif Kimball (Willem Dafoe) Patrick’i sorgulamaya başlar.

Not: Yazının devamı filmin sürpriz gelişmlerini ele vermektedir.
Devamını Oku

Share

Don’t Look Now (1973) – İlk ve Son Sahneler

     İki saattir izlediğiniz her şeyin son on dakika içinde anlam kazandığı filmler vardır. En bilinen örneklerden: The Sixth Sense, Usual Suspects, Memento, Oldboy… Bu tür filmler başı sonu belli olan lineer bir yol izlemek yerine, sonlarını filmin içinde bulunan ama izleyicinin farkına varmadığı (hatta varamayacağı) bir öğeye bağlayarak kapalı bir şekil çizmeyi tercih ederler. Genelde bu tür filmlere Türkçe’de ‘sürpriz sonlu film’ denilir ve sonları ile izleyiciyi şaşkına çevirirler, ona “Ben bunu nasıl göremedim?!”, “Ben aptal mıyım?” gibisinden sorular sordurturlar. Nicolas Roeg’un yönettiği psikolojik gerilim klasiği ‘Don’t Look Now’ her ne kadar sözü geçen ‘sürpriz sonlu film’ kategorisine sokulsa da aslında bunun böyle olmadığını, filmin ilk ve özellikle son sahnesini inceleyerek görebiliriz.

Not: Yazının devamı filmin sürpriz gelişmelerini ele vermektedir. Devamını Oku

Share

Geçmişin Gölgesi Üzerine Bir Film: Caché

Yazan – Yöneten: Michael Haneke
Yapım: Fransa, Avusturya, Almanya, İtalya
Süre: 117 dk.
Tür: Dram, Gerilim
Caché, öteki kavramı, yabancılaşma, sınıf çatışması, ırkçılık gibi unsurların iç içe geçerek aynı nehre kavuştuğu bir film.

Filmin hikayesi şöyle ki:
Karısıyla birlikte mutlu ve huzurlu bir hayat süren Georges, bir televizyon kanalında çalışmaktadır. Bu sıradan yaşamı bir gün kim tarafından gönderildiği belli olmayan bir paketle kabusa dönmek üzeredir. Paketten çıkan kaset Georges ve ailesinin gizlice çekilen görüntülerinden oluşmaktadır. Ardı arkası kesilmeyen bu paketler zamanla daha da gizemli hale gelmeye başlar, Georges’u geçmişiyle yüzleşmek zorunda bırakırlar.“ (unutulmazfilmler.com)

     Caché sabit bir görüntü ile açılır. İki dakikayı aşkın bir süre ekranda kalan bu görüntünün üzerine jenerik yansır. Ardından ise ekran bulanıklaşır; kayıt akışıyla oynanmaktadır:

Not: Yazının devamı filmin sürpriz gelişmelerini ele vermektedir.

Devamını Oku

Share

Soğuk Kış Günlerinde İçinizi Isıtacak Bir Film: Me and Earl and the Dying Girl

     Etkileyici bulduğumuz ve kaçırılmaması gerektiğini düşündüğümüz filmler aslında çok kaliteli veya sağlam yapımlar değil bana sorarsanız. İçinde kendimizden ufak parçalar bulmamız sonucu kalbimize dokunan bir film “izlenmesi tavsiye edilenler” listemize ekleniverir, hatta favori filmlerimiz arasında iddialı bir yer alabilir. “Me and Earl and Dying Girl” benim için böyle bir film; sağlam bir senaryosu, karakterlerin derinliği ve harika görselliği olduğunu söyleyemeyeceğim ama kendi içinde yakaladığı uyum ile sizi tahmin etmediğiniz kadar derinden etkileyebilecek, seyri fazlasıyla keyifli bir film.  Devamını Oku

Share

Mr. Nobody (2009)

    “Unutuluş melekleri, işaret parmaklarını dudaklarımıza götürür ve dudaklarımızın üstünde bir çukur bırakarak bu dünyaya gelmeden önce olduğumuz yerde gördüklerimizi hatırlamamamız ve söylemememiz için mühürlerler.

Ama beni mühürlemeyi unuttular…”


İşte karakterimiz Mr. Nobody’nin hikayesi bu sözlerle başlıyor.

     Belçikalı yönetmen Jaco Van Dormael’in yazıp yönettiği, oyuncu kadrosunda Jared Leto (Nemo Nobody), Diane Kruger (Anna), Sarah Polley (Elise), Linh Dan Pham (Jean), ve Rhys Ifans (Father Nemo) gibi isimleri barındıran yapım 2009 yılında vizyona girdi. Oldukça iyi eleştiriler almasının yanında Sitges Uluslararası Film Festivali, Stockholm Film Festivali ve Venedik Film Festivali gibi Avrupa’nın önemli festivallerinden birçok dalda ödül aldı.

Not: Yazının devamı filmin sürpriz gelişmelerini ele vermektedir.

Devamını Oku

Share