Marslı (2015) ve Popüler Bilimin Limitleri

     Marslı, 2015’in Eylül ayında gösterime gireli üzerinden epey zaman geçti. En son Altın Küre Ödülleri’nde “en iyi komedi/müzikal filmi” ödülünü alması ve Oscar ödüllerinde “en iyi film” adaylarından biri olmasıyla tekrar gündeme gelmiş olsa da, herhangi bir ödülü hedeflemeyip güncel bir ‘best-seller’ın film uyarlaması olarak üzerine yazılabilecek her şey çoktan yazılmış durumda. Zaten bu yazının amacı da sıradan bir ‘Marslı’ eleştirisi yapmak değil, ‘Marslı’ ve benzer bilimkurgu filmleri üzerinden eskiden beri süregelen ya da son zamanlarda ortaya çıkmış birtakım trendleri incelemek ve özellikle bilimkurgu sinemasında “limitler” üzerine fikir yürütmek. Biraz belirsiz mi oldu? O zaman birkaç basit örnek vererek başlayalım. (daha&helliip;)

Share

Mr. Nobody (2009)

    “Unutuluş melekleri, işaret parmaklarını dudaklarımıza götürür ve dudaklarımızın üstünde bir çukur bırakarak bu dünyaya gelmeden önce olduğumuz yerde gördüklerimizi hatırlamamamız ve söylemememiz için mühürlerler.

Ama beni mühürlemeyi unuttular…”


İşte karakterimiz Mr. Nobody’nin hikayesi bu sözlerle başlıyor.

     Belçikalı yönetmen Jaco Van Dormael’in yazıp yönettiği, oyuncu kadrosunda Jared Leto (Nemo Nobody), Diane Kruger (Anna), Sarah Polley (Elise), Linh Dan Pham (Jean), ve Rhys Ifans (Father Nemo) gibi isimleri barındıran yapım 2009 yılında vizyona girdi. Oldukça iyi eleştiriler almasının yanında Sitges Uluslararası Film Festivali, Stockholm Film Festivali ve Venedik Film Festivali gibi Avrupa’nın önemli festivallerinden birçok dalda ödül aldı.

Not: Yazının devamı filmin sürpriz gelişmelerini ele vermektedir.

(daha&helliip;)

Share

Her (2013)

     Başkarakterimiz Theodore yakın gelecekte Los Angeles’ta yaşayan bir yazardır. Sevdiği insana duygularını anlatabilmekten aciz binlerce insanın siparişi üzerine, onların sevdiklerine mektup yazan bir şirkette çalışan Theodore uzun bir ilişkiden yeni çıkmıştır. Karısının yerine birini koymaya hazır olmamasının yanı sıra duygusal olarak birinin sorumluluğunu almaktan da kaçmaktadır. Giderek yalnızlaşan Theodore, bedeni olduğunu bildiği bir kadınla telefonda seks yapmaya çalışırken hayal kırıklığına uğrar, yine bedeniyle yıllarca birlikte yaşadığı eski karısıyla hiçbir şeyi çözemez, dünyalar güzeli bir kızla güzel bir gece geçirse de ona bir şans verecek kadar cesur olamaz, komşusuyla aralarında dile getirilmemiş bir bağ olmasına rağmen bunu yaşamaktan da kaçar. Ve yalnızlığını azaltmak için en basit yolu bulur: bir işletim sistemi satın alır! Theodore’un en yakın arkadaşı bu işletim sistemi olmaya başladığında, hatta ona aşık olmaya başladığında ve aşkla sevişebildiğinde (sanal seks de olsa) biz de kendimize sorular sormaya başlarız. Gerçekten bizi bekleyen gelecek bu mu? Çok uzak görünmesine rağmen günümüz insanına en yakın; çok korkutucu olmasına rağmen insan  ilişkilerinin varacağı en ideal nokta bu. (daha&helliip;)

Share