American Psycho (2000)

     Bret Easton Ellis tarafından yazılan aynı isimli kitaptan uyarlanan Mary Harron’ın yönetmenliğini yaptığı ‘Amerikan Sapığı’ bir suç ve gerilim filmidir. Patrick Bateman (Christian Bale) Wall Street’te zengin bir iş adamıdır. Hayatta en çok başarıyı seven Patrick, her zaman en iyisi olmayı kafasına takmış durumdadır. Günlük hayatının yanı sıra Patrick’in karşı koyamadığı bir öldürme arzusu vardır. İş arkadaşlarından Paul Allen’ı (Jared Leto) öldürdükten sonra Dedektif Kimball (Willem Dafoe) Patrick’i sorgulamaya başlar.

Not: Yazının devamı filmin sürpriz gelişmlerini ele vermektedir.
(daha&helliip;)

Share

1408

     “Derailed” ve “Evil” gibi gerilim türü yapımlarıyla tanıdığımız İsveçli yönetmen Mikael Håfström’ün yönetmen koltuğunda oturduğu 2007 yapımı gerilim/korku türündeki 1408’in başrollerini John Cusack (Mike Enslin), Samuel L. Jackson (Mr. Gerald Olin) ve Tony Shalhoub (Sam Farrellx) paylaşıyor. Stephen King’in aynı adlı kısa hikayesinden uyarlanan film aldığı olumlu eleştirilerin yanında, 25 milyon dolarlık bütcesine rağmen 72 milyon gibi bir gişe başarısı yakalamayı başardı. Stephen King ise bu film ile The Green Mile’dan sonra ikinci en büyük ticari başarısını kazanmış oldu.

Not: Yazının devamı filmin sürpriz gelişmelerini ele vermektedir.

(daha&helliip;)

Share

Korku Sinemasının Doğası

     Dr. John Holden başarılı bir psikologtur. Yakın meslektaşı Dr. Henry Harrington birkaç gün önce araba kazasında ölmüştür. Dr. Harrington’ın yeğeni Joanna Harrington kazanın şüpheli olduğunu düşünmektedir. Çünkü dayısı ölmeden birkaç gün önce, kendi günlüğüne şeytani bir tarikat lideri tarafından lanetlendiğini yazmıştır. Joanna günlüğü Dr. Holden’a gösterir, ama Holden lanetlere ve kötü ruhlara asla inanmayacak kadar skeptik biridir. Aynı tarikat lideri onu da ölen meslektaşı gibi lanetlediğinde bile, başına gelen onlarca kötü olaya inanmayacak ve hepsini rasyonel nedenlere bağlamaya çalışacaktır. Buna karşın, dayısının lanet yüzünden öldüğüne inanan Joanna inatçı Holden’ı lanete inandırmaya ve onu bir şekilde kurtarmaya çalışmaktadır. İkisi Joanna’nın evinde tartışırken Holden sinirli bir şekilde ayağa kalkar ve şunları söyler: “Ne yapmamı bekliyorsun? Kimse korkusuz değildir ki. Benim de herkes gibi bir hayalgücüm var. Her karanlık köşede bir şeytan görmek çok kolaydır.”

     Yukarıda Jacques Tourneur’in yönettiği “Curse of the Demon” filminde geçen sahneyi anlatmamın nedeni, hem filmin hem de yaptığım alıntının korku sinemasını anlamak için çok iyi birer referans kaynağı olmasıdır. Filmdeki baş karakterlerin doğaüstü lanete bakış açıları aslında biz izleyicilerin korku filmlerine bakış açısıyla benzerlik gösterir. Tıpkı filmde Holden’ın “Bu lanetin tamamen saçmalık olduğunu biliyorum, ama yine de beni endişelendiriyor” diye düşündüğü gibi, çoğu kişi de korku filmi izlerken “Bunun tamamen kurmaca olduğunu biliyorum, ama yine de beni korkutuyor” diye düşünür. Holden’ın başına gelen talihsiz olayların nedenini lanete dayandırmayıp mantıklı açıklamalar araması gibi biz de hayatımız boyunca doğaüstü olayları mümkün olduğunca reddetmeye, temelsizleştirmeye çalışırız. Bu reddediş sürecinin yan etkisi olarak hissettiğimiz başlıca duygu ise korku ve kaygıdır. “Curse of the Demon” tam da bu süreci konu alır.

(daha&helliip;)

Share