American Psycho (2000)

     Bret Easton Ellis tarafından yazılan aynı isimli kitaptan uyarlanan Mary Harron’ın yönetmenliğini yaptığı ‘Amerikan Sapığı’ bir suç ve gerilim filmidir. Patrick Bateman (Christian Bale) Wall Street’te zengin bir iş adamıdır. Hayatta en çok başarıyı seven Patrick, her zaman en iyisi olmayı kafasına takmış durumdadır. Günlük hayatının yanı sıra Patrick’in karşı koyamadığı bir öldürme arzusu vardır. İş arkadaşlarından Paul Allen’ı (Jared Leto) öldürdükten sonra Dedektif Kimball (Willem Dafoe) Patrick’i sorgulamaya başlar.

Not: Yazının devamı filmin sürpriz gelişmlerini ele vermektedir.
(daha&helliip;)

Share

Geçmişin Gölgesi Üzerine Bir Film: Caché

Yazan – Yöneten: Michael Haneke
Yapım: Fransa, Avusturya, Almanya, İtalya
Süre: 117 dk.
Tür: Dram, Gerilim
Caché, öteki kavramı, yabancılaşma, sınıf çatışması, ırkçılık gibi unsurların iç içe geçerek aynı nehre kavuştuğu bir film.

Filmin hikayesi şöyle ki:
Karısıyla birlikte mutlu ve huzurlu bir hayat süren Georges, bir televizyon kanalında çalışmaktadır. Bu sıradan yaşamı bir gün kim tarafından gönderildiği belli olmayan bir paketle kabusa dönmek üzeredir. Paketten çıkan kaset Georges ve ailesinin gizlice çekilen görüntülerinden oluşmaktadır. Ardı arkası kesilmeyen bu paketler zamanla daha da gizemli hale gelmeye başlar, Georges’u geçmişiyle yüzleşmek zorunda bırakırlar.“ (unutulmazfilmler.com)

     Caché sabit bir görüntü ile açılır. İki dakikayı aşkın bir süre ekranda kalan bu görüntünün üzerine jenerik yansır. Ardından ise ekran bulanıklaşır; kayıt akışıyla oynanmaktadır:

Not: Yazının devamı filmin sürpriz gelişmelerini ele vermektedir.

(daha&helliip;)

Share

We Need to Talk About Kevin (2001)

     Lioner Shriver’ın 2005’te Orange Ödüllü kitabından uyarlanan ve direktörlüğünü Lynne Ramsay’in yaptığı We Need To Talk About Kevin bazı kalıplara karşı gelen bir film. 64. Cannes Film Festivali’nin uzun metraj yarışmalı bölümünde Altın Palmiye için yarışmış ve eleştirmenlerden tam not almıştı. Film anne-çocuk ilişkisini incelerken kendinize sorular sormanızı sağlıyor; fark etmediğiniz, kabullenmediğiniz duygularınızı ortaya çıkarıyor. Çocuk bile istemiyorken dünyanın en kötü çocuğuna sahip olursanız ne olur? Eva anne olmaya hazır olmayan eğlenmeyi seven bir kadın fakat hamile kalıyor ve farklı bir çocuk olduğu hemen anlaşılan Kevin doğuyor. Eva ve Kevin’ın ilişkileri daha Kevin’ın bebeklik günlerinden uyuşmuyor. Kevin büyüdükçe annesine karşı davranışları kontrolden çıkıyor. Eva rolüyle Tilda Swinton, Kevin rolüyle Ezra Miller( 15 yaşlarında) ve Jasper Newell (6-8 yaşlarında) filmi bir üst boyuta taşıyorlar.

Not: Yazının bundan sonraki kısımları filmin sürpriz gelişmelerini ele vermektedir.

(daha&helliip;)

Share

Naked City – Bonehead & Hellraiser (Funny Games)

     “Funny Games”i (1997) Haneke’nin en oyuncu filmi kabul edebiliriz. Film boyunca dördüncü duvarı yıkma, şiddet yüklü filmleri tiye alma ve geleneksel hikaye öğeleriyle oynama gibi durumlarla sık sık karşılaşırız. Paul’un kameraya bakıp konuştuğu sahneler, filmin ortasında Paul ve Peter’in evden çıkıp uzun bir süre sonra geri dönmeleri, filmin sonlarına doğru kurgu ve gerçeklik üzerine olan tartışma ve tabii ki, ünlü kumanda sahnesi… Filmde dolusuyla oyun bulmak mümkün (hikayenin bir parçası olan sadistik oyunları saymıyoruz bile).

     Haneke’nin seyirciye oynadığı en erken oyun ise filmin açılış jeneriklerinde kendini gösterir. İdeal evli çiftimiz Georg ve Anna birbirlerine kalsik müzik parçaları açıp hangi parça olduğunu tahmin etmeye çalıştıkları bir (evet, yine) oyun oynamaktadır. Anna ve Georg oyunlarına devam ederken film, açılış jenerikleri ile birlikte, bir anda seyircinin duyabileceği belki de en dehşet yüklü ve gürültülü müziklerden birini son ses çalmaya başlar. Çalan şarkı (ya da ses, gürültü, her ne ise…), aynı filmin kendisi gibi, dinleyicisini rahatsız etme amacı taşıdığı besbelli olan bir parçadır. Çalan şey o kadar direkttir ki, seyirci bunun kendisine yönelik bir saldırı olduğunu kavrar; hatta kavrayamadan bile önce, bunu iliklerine kadar hisseder. Her şeyin kurgu olduğunu bilmemize rağmen hissettiğimiz bu rahatsızlık, Haneke’nin de tam vermek istediği şeydir aslında.

(daha&helliip;)

Share